Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Türk Mukavemet Teşkilatı Hakkında Bilgi (TMT)
   
 
01-16-2012, 07:48 PM (En son düzenleme: 01-16-2012 07:52 PM NİLÜFER.)
Mesaj: #1
Türk Mukavemet Teşkilatı Hakkında Bilgi (TMT)
[Resim: tmto.jpg]
Türk Mukavemet Teşkilatı amblemi. Kıbrıs, bozkurt, kılıçlar ve ay-yıldız yer alıyor.

Malumunuz efsane lider, KKTC'nin ilk cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş birkaç gün önce aramızdan ayrıldı. Kıbrıs'ın Atatürk'ü idi. Tıpkı Mustafa Kemal gibi vatanının kurtuluşunda cephede savaşmış sonra da kurduğu cumhuriyete başkanlık etmişti. Çocuklarını da Kıbrıs Davası'na şehit vermişti. Rauf Denktaş'ın Dr. Fazıl Küçük ve Rıza Vuruşkan başta olmak üzere birçok direnişçi tarafından kurulan bir örgütü vardı ki adı Türk Mukavemet Teşkilatı.

[Resim: 00457319.jpg]
Kıbrıs'ta Türk Mukavemet Teşkilatı'na ait bir kamyon.


TMT neden kuruldu?
1950'li yıllarda, Kıbrıs'ta hem Türkler hem de Rumlar ortaklaşa yaşıyordu. Ancak bir gün bir darbe olur ve o andan itibaren, Yunanistan'ın ve Kıbrıs'ın Rum halkının desteklediği EOKA isminde bir terör örgütü kurulur. Bu terör örgütünün amacı soykırımdır. Kıbrıs'taki Türk nüfusunu azaltarak, adayı salt bir Rum ülkesi haline getirip, Yunanistan ile birleştirme niyetinde idiler. Bu niyetin adı Enosis idi. Bir nevi Yunan Turan'ı yani. Geceler boyunca Türk köyleri basılıyor, çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden katlediliyordu. Yönetimde bulunan darbeci hükümet ise bir an önce bu işin bitmesini istiyordu. İşte 1958 yılına tekabül eden bu yıllarda Türk Mukavemet Teşkilatı, Türk soykırımına karşı mücadele etmek için kuruldu.

[Resim: eoka2_od.jpg]
Terörist EOKA'nın duvarlara yazdığı, ''cesursan gel, al'' sözüne ithafen, Kıbrıs'ın alınmasıyla beraber duvara yazılan bir yazı.

Bu vahşet karşısında yapılabilecek birşey olmalıydı. Çünkü iş işten geçtiğinde, ülkede Türk namına birşey kalmayacaktı. Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük bir evde biraraya geldiler ve orada Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kurduktan sonra, Rumların işi zorlaşmaya başladı.

[Resim: lefkoemerkezsancaarmaskj4.jpg]
Kıbrıs'ın Kuvay-ı Milliye'si TMT'nin arması

Çünkü adadaki Türkler direnişe geçmişlerdi. Bu direnişi beklemiyorlardı. Bu direniş karşısında EOKA daha da sertleşti. Bir günde yüzlerce Türk köylüsünü öldürdü. İşte o günlerde aralarında ''Toros'' kod adlı Rauf Denktaş'ın da bulunduğu ekip, Türkleri direniş için örgütlüyordu.

[Resim: A3CC6B75E0969CDE6E6B5A55A8ED2D.jpg]
Rauf Denktaş cephede

İşte o direniş, Kıbrıs'ta umut çiçekleri açtırdı ve yapılan soykırımın sesi dünyaya duyuruldu. Dönemin Başbakanı Ecevit, BM, ABD ve AB nezdinde girişimlerde bulundu ancak yeterli sonuç alınamadı. Tek çare kalmıştı o da Kıbrıs Barış Harekatı.

[Resim: yenilenen-kktc-kultur-evi-hizmete-aciliy...7020_o.jpg]
KKTC Bayrağı

İçimde yılgın rüzgarların ayak sesleri
Sende daha yeni yeni kavak yelleri...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
01-18-2012, 01:33 AM (En son düzenleme: 01-18-2012 01:34 AM NİLÜFER.)
Mesaj: #2
RE: Türk Mukavemet Teşkilatı Hakkında Bilgi (TMT)
Rauf Denktaş ile ilgili, çok hoş bir yazı. Paylaşayım. Yazanın ellerine sağlık.


Sanıyorum bazı insanların hayatlarında “Ah! Keşke yapabilseydim” dediği durumlar, anlar olmuştur.
Yaşadım. Ve zihnimden çıkaramadım. Biliyordum! Son bir fırsat geçmişti elime. Ama yine yapamadım. Üstelik şans ayağıma kadar, taa Kırgızistan’a kadar gelmişti. Biliyordum! Son fırsattı o. Bir daha da olmayacaktı. İçime doğmuştu.
Üzüntülüyüm. Sarılıp, kucaklayamadığım, protokol sınırlarını hiçe sayıp, belki de “saygısızlık” olarak adlandırılabilecek şekilde yanaklarından öpemediğim için mi, yoksa tamamen kaybettiğim için mi!
Belki de hepsi.
Ama en sonuncusu kaçınılmaz. İnsanlar yaşar ve ölür. Ama böyle bir ayrılık herkese nasip olmaz elbette. Sadece ayrılık mı?
Onurlu bir yaşam elbette.
Rauf Denktaş o.
Kod adı; “Toros”.
Mukavemet Teşkilatı’ndaki takma adı. Yeni adı ile Direniş Örgütü’ndeki adı.
Ama dünya O’nu Denktaş olarak biliyor elbette, diplomatik ve resmi alanda.
İngiltere’de hukuk eğitimi alıp, önce savcı, sonra avukatlığa başlamış yeni evli bu genç adam, hayatını Kıbrıs’ın özgürlüğüne ve bağımsızlığına adamış.
Gençlik yıllarımdan itibaren Kıbrıs’a nedenini bilmediğim bir ilgi duymuşumdur her zaman.
Katliam ve baskı haberleri arada bir duyulduğunda “o dönemin iletieşim imkanları malum” kendimi kötü hissederdim.
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında herkesin kulağı oradan gelecek haberlerdeydi.
Mahallede benden yaşça büyükler kendi aralarında konuşurken duymuştum. Ordu’ya gönüllüler alınacağı yolunda.
Kimseye haber vermeden ertesi gün Askerlik Şubesi’nin yolunu tuttum.
Şubede biraz muhabbet ve nasihattan sonra gerisin geriye dönmüştüm. Moralim bozuktu tabii.
Birisi “Gönüllü mönüllü yok”derken, bir başkası; “yaşımın bile uymadığını” belirterek beni kibar bir dille kovmuşlardı adeta.
Henüz 16 yaşındaydım.
‘Yardım etmeliydim’ diye düşünmüştüm.
Yıllar sonra ABD’nin New York kentinde gazeteci olarak çalışırken, O kahraman ile tanışma ve yakınlaşma imkanı buldum.
Butros Gali’nin BM Genel Sekreterliği döneminde Kıbrıs görüşmeleri tekrar başlamıştı. 1991 ve 1992 yıllarında rahmetli Rauf Denktaş iki kez New York’a geldi. Birisinde 1 ay, diğerinde de 1,5 ay kalmıştı görüşmeler için.
Yanında Prof. Dr. Mümtaz Soysal da vardı danışman olarak.
O dönemler Cumhuriyet muhabiriydim ve BM Genel Merkezi’nde de akredite gazeteciydim.
Gündüz Türk ve Rum kesimi liderleri mücadele şeklinde geçen görüşmelere katılırlar, gece de bir kaç saat, BM’nin karşısındaki Türkevi’de bulunan KKTC Temsilciği’nde durum değerlendirmesi yapılır ve sonrasında da orada bulunan 5-6 muhabirle sohbet geçilir, o günkü görüşmenin perde arkası ile sonraki adımlar konuşulurdu.
Popüler gazeteciler Ali Kırca, Sedat Ergin ve Turan Yavuz da orada idi.
O yaşına, hareketlerini az da olsa kısıtlayan kilosuna, günün yorgunluğuna ve ağır sorumluluğun verdiği yüke rağmen Toros Baba, hiç bir zaman yorgunluktan bahsetmez, bizleri başından savmaya kalkmaz ve her zaman güleryüz ve sabırla bizlerin sorularını detaylı olarak cevaplandırırdı.
Başarılı hukukçu, küçük ve tanınmamış da olsa bir ülkenin Cumhurbaşkanı olan Rahmetli Denktaş’ın çile dolu hayatının iç dünyasında sevecen ve duygusal bir dünyası ile yüreği vardı.
O, insanları incitemezdi, açgözlülük yapamazdı. Bu nedenlerdir ki, bir çok insanın hayal bile edemeyeceği bir eğitim ile sonrasında mesleğe adım atmışken, onları kaldırıp rafa koyarak hayatını Kıbrıs Davası’na adamıştı.
İnanılmaz derecede bir yakınlık duymaya başlamıştım O’na.
1992 sonbaharında Türkiye’ye dönüp Cumhuriyet’te bir süre çalıştıktan sonra Orta Asya macerası başlamıştı. 1996’da tekrar Türkiye’ye, önce İstanbul, sonra Malatya’ya geçmiştim.
Sözde dost ülke ama bana göre arsızlıktan ve müzminlikten kadim düşmanlarımızdan Fransa hükümeti (Fransız halkını tenzih ediyorum) 2003 yılı idi sanırım yine bir Ermeni Soykırım Tasarısı’nı gündeme getirmişti.
Hatırlanacağı gibi, Malatya merkezde büyük bir miting düzenlenmişti.
Valiliğin de perde arkasında katkısı vardı ama, organize Malatya Belediye Başkanı Sayın Mehmet Yaşar Çerçi’nin öncülüğünde idi.. Önerim ile bütün sivil toplum örgütlerinin olayın içinde yer alması sağlandı ve o mitinge Rauf Denktaş konuşmacı olarak davet edildi.
Denktaş Belediye’yi ziyaretinde benimle karşılaşınca şaşırmıştı. Önce 2 yıl New York, sonra İstanbul, ardından Malatya!
İçimdeki ukteyi kendisine açmak istiyordum. O sevecen, sıcak kalpli büyük insana bir ara; “Efendim bağışlayınız. Sizden bir ricada bulunmak istiyorum ve bunu çok istiyorum. İzin verirseniz size sarılmak istiyorum. Ve yine izin verirseniz ve yaş olarak da sizden küçüklüğümü gözardı edebilirseniz sonra da yanaklarınızdan öpmek istiyorum” demek istiyordum.
Ama bir türlü fırsat olmadı.
Aslında Malatya’ya gelmeden önce kendisi ile mektuplaşıyorduk Kıbrıs sorunun çözümü konusunda.
Önerilerde bulunuyordum özellikle tanınma ve ekonomi konusunda.
Cumhurbaşkanı olduğu için hükümete talimat veremiyordu. Zaten o dönem hükümetle de ayrı düşmüştü Kıbrıs sorununun çözümü konusunda.
Hukuki ve ekonomik alanda yapılabilecek çalışmalarla ilgili önerilerin dışında, Ercan Havaalanı’na eski Sovyet cumhuriyetlerinden bir kaç yolcu uçağı indirerek, hava ambargosunu delmeyi hedefliyordum.
Tabi bunun için para gerekliydi biraz. Uçak kiralamak için.
Önerilerden birisiydi. Uçak indiğinde kıyamet kopacaktı! ABD ve Avrupa ülkeleri ayağa kalkacaktı.
“Yanlışlık oldu” ya da “Antalya’ya inecektik yanlışlıkta Kıbrıs’a indik” ya da “ acil iniş yaptık” gibi bahaneler..
Ama görülecekti ki dünya yıkılmıyor, deprem olmuyor ya da yanardağlar patlamıyor!
Benim planımdan yıllar sonra uçaklar inmeye başladı ve bir şey olmadı.
Proje başlıklarından bir haber çıkmayınca kendisi ile görüştüğümde sıkıntısını da ima edip, “Senin önerilerini hükümete ilettim. Bir kaç bakanlık seni davet edip görüşmek istediğini söyledi. Neden seni aramadılar! Çok ilginç. Ama bir daha ileteceğim ve akibetini soracağım” demişti.
Bir haber çıkmadı.
Yıllar sonra tekrar orta Asya’ya döndüm.
Bir konferans vermek üzere Denktaş Bişkek’e davet edilmişti.
“Son fırsatım” dedim kendi kendime.
Kaldığı öteli öğrenip gece programdan sonra eşim Leyla’yı da yanıma alarak yola çıktım. Bu defa aptalların aksiliğine uğradım.
Verilen saatten önce Denktaş yorgun olduğu için otele gelmiş ve istirahat etmek üzere odasına çekilmişti. Yorgundu. Yaşı 80 civarındaydı sanırım o zaman.
Olmadı.
Son bir defa daha göremedim.
Kucaklamadım ve tombul dede ve bir gram kibir bile bulunmayan, alçak gönüllü, müktedan devlet adamını.
Tahminim doğru çıktı. Bunun için de kendime kızgınım.
Sarılamadım Toros Baba’ya.
Öpemedim o büyük insanı.
Ruhun Şad olsun!

Osman KARAKAŞ
Bişkek, KIRGIZİSTAN

İçimde yılgın rüzgarların ayak sesleri
Sende daha yeni yeni kavak yelleri...
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap

Özel Arama

Mesaj önizleme 


[-]
Hızlı Cevap
Mesaj
Cevabınızı buraya yazınız.


Görüntü Doğrulama
Görüntü Doğrulama
(hassas durum)
Lütfen resimde gördüğünüz yazıyı kutuya giriniz. Bu işlem otomatik işlemleri önlemek için yapılmaktadır.

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  TTnet 2 Ay Bedava Kampanyası - Türk Telekom Deneme NİLÜFER 3 297 10-23-2011 11:00 PM
Son Mesaj: Ziyaretçi
  Nilüfer Göle Kitapları Hakkında Bir Yorum NİLÜFER 0 853 03-01-2011 12:06 AM
Son Mesaj: NİLÜFER
  30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü Kutlu Olsun! NİLÜFER 0 258 08-30-2010 01:49 AM
Son Mesaj: NİLÜFER

Foruma Git: